Bir aksilik çıkmazsa bugün sonunda (!) "Punk Rock" ı izleyeceğim.
Geçenlerde Beckett!ın "Oyun Sonu" adlı oyununu okudum. Gerçi metroda okuduğumdan çok kendimi veremedim ancak"Godot'yu Beklerken" tadında bir oyun. Godot'yu Beklerken'den sonra yazıldığından daha karamsar, daha bir hiçlik üzerine, daha bir hiçlik karşısında umutsuzluğa kapılmış bir eser.
Geçen haftasonu İzmir'deydim, iyi geldi.
Geçen hafta içi tezime baştan bir yön verdim, bir ucundan başlamak gerek diye elimdeki verilerle data classification yapmaya başladım. Bir kaç hafta önce senin danışmanın olmak istemiyorum diyen tez danışmanımı heyecanlandırdım, gaza getirdim. Şimdiye kadar varlığından haberdar bile olmadığım veriler verildi bana :) Sanırım kendime yeni işler yarattım, pattern recognition ile uğraşacağım ama olsun. Anahtar kelimeleri söyledim hocaya , az yayın var, klinik verileri kullanacağız vb. Bir de arada aslında çalışmamın işime yaradığını, oradaki insanlardan yeni algoritmalar öğrendiğimi söyledim(diğer bi anahtar kelimemiz, algoritma)
Şimdi basitçe yazdığım kodu biraz geliştirip arayüz kasarsam süper geçebilir bu yaz :)
13 Haziran 2010 Pazar
10 Haziran 2010 Perşembe
3 Haziran 2010 Perşembe
senden benden bizden...
İki gün önce i.k.e.a. evimizin her şeyi dedim, onlar da bugün öğleden sonra eşyalarımı getirecekler. Şansımın yaver gittiği nadir anlardan biriydi, yıllardır fırsat köşesinde çerçöpten başka bir şey görmeyen ben, kanepe buldum. Bakalım, yerleşince fotoları koyarım belki. Bir de k.o.ç.t.a.ş.'a gidip evimi çok sevmem gerekli :) Sonunda pes edip matkap falan satın alacağım sanırım. Bir de bir monitör beğendim gibi, onu da bugün alırım belki.
Yarın finalim var, tabii hoca lütfederse. Kafasından pazartesiye ertelemeye karar vermediyse falan. Ben de yarın akşam için İzmir'e gidiş bileti aldım, salı sabahına da dönüş bileti. Özledim İzmir'i ve yine gidemezsem delireceğim.
Neyse, bir aksilik çıkmazsa evim süper olacak, ben haftasonumu İzmir'de geçireceğim, haftaya perşembe de gidip "Punk Rock" izleyeceğim. Bir ara Mofuyu vete götürmem ve kısırlaştırmam gerekiyor gibi şeyler de var tabii.
Yarın finalim var, tabii hoca lütfederse. Kafasından pazartesiye ertelemeye karar vermediyse falan. Ben de yarın akşam için İzmir'e gidiş bileti aldım, salı sabahına da dönüş bileti. Özledim İzmir'i ve yine gidemezsem delireceğim.
Neyse, bir aksilik çıkmazsa evim süper olacak, ben haftasonumu İzmir'de geçireceğim, haftaya perşembe de gidip "Punk Rock" izleyeceğim. Bir ara Mofuyu vete götürmem ve kısırlaştırmam gerekiyor gibi şeyler de var tabii.
film kulübü
Dün The Man From Earth'ü izledim. (Dikkat yazının bundan sonraki kısmı spoiler içermektedir). Bence esas adamımızın İsa olduğunu söylemesi ve sonunda Dr.Will gruber'in babası çıkması, doktorun da oracıkta ölmesi fazla klişe idi. Yani filmde bunlara gerek yoktu. Bir de sonunu bu kadar net bitirmek yerine kafada acaba oluştursalardi daha güzel olabilirdi. Yani acaba ciddi mi dalga mı geçiyor? hissini tercih ederdim sonunda.
(spoiler bitti)
Glee izlemeye başladım, bence izlenir bir dizi. Bir de çok emek harcıyorlar belli ki, bu da benim hoşuma gitti açıkçası.
Günün Spesiyali: EMMİ
Şimdi bir haftadır yazacağım yazacağım, unutuyorum. Hani bir kokteyle tutulmuştum, adı da Envy idi ya, Cardinal Melon'lu denemelerden kendi kokteylimi yapmış bulunmaktayım.Bol miktar Cappy %100 portakal suyu, eser miktar Cappy Limonata, az miktar Cardinal Melon, bol miktar buz.(Tam ölçek vereceğim en kısa zamanda, hala denemekteyim ölçüleri çünkü). Bunun sonucunda hoş bir kokteyl ortaya çıktı. Bleda da adını Envy'e hitaben "Emmi" koydu. Nasıl çakma belli değil :) Bir de gerçekten fesatlıktan yapılmış bir kokteyl, fesatlıktan konmuş bir çakma isim... Tam uydu bence.
26 Mayıs 2010 Çarşamba
you have killed me*
Götümden proje sallıyorum ya hani, Cuma'ya da teslimi var, tabii ki çok sıkıldım. Yine bir şeyler okuyasım, kaçasım, gidesim geldi. Para biriktirebilirsem gerçekten gap year (hadi yıl fazla olur, gap time diyelim) iyi gelebilir. Belki şu her şeyden kaçma hissimden kurtulurum.
Neyse işte, Roll'un 100. sayı posterini internette bulur muyum diye arıyordum. Evde asılı durması yetmedi, burada oturdukça içime sıkıntılar veren çakma kübikime de asmak istedim. Belki biraz neşelenirim diye. Sonra bir yandan da Morrissey dinliyordum. Sonra alakasız bir şekilde edebiyat kulübümüzüm mail grubundaki eski maillere göz gezdirmeye karar verdim.
Çok özlüyorum eski günleri, bok gibi bir evde duyduğum entellektüel heyecanları(bak seen!)... Şu anda aynı insanlarla süper keyif yapılabilecek bir evde oturuyorum.
Ya yaa.
* Başlık Morrissey'in aynı addaki şarkısına atıftır.
Neyse işte, Roll'un 100. sayı posterini internette bulur muyum diye arıyordum. Evde asılı durması yetmedi, burada oturdukça içime sıkıntılar veren çakma kübikime de asmak istedim. Belki biraz neşelenirim diye. Sonra bir yandan da Morrissey dinliyordum. Sonra alakasız bir şekilde edebiyat kulübümüzüm mail grubundaki eski maillere göz gezdirmeye karar verdim.
Çok özlüyorum eski günleri, bok gibi bir evde duyduğum entellektüel heyecanları(bak seen!)... Şu anda aynı insanlarla süper keyif yapılabilecek bir evde oturuyorum.
Ya yaa.
* Başlık Morrissey'in aynı addaki şarkısına atıftır.
25 Mayıs 2010 Salı
Let the good times roll
Yeni evimde oturmuşum köprüye karşı, elimde kahvem,yanımda bonibon (P harfi çıktı ve ben yine bonibon kapağı biriktirmeye karar verdim), önümde laptop,internetim üst kat komşum Aydın'dan(şimdilik), fonda Jimi Hendrix çalıyorken, daha ne isterim? Yetmez diyorsanız ben şu anda buna gülmekteyim :)
Deney sensin tasarımı da sana...
Şimdi almakta olduğum ismilazımdeğil ders için Panik Atak konusunda bir deney tasarımı hazırlamam gerekiyor. Okumak durumunda olduğum makaleler hayvan deneyi denen eziyetleri içeriyor. Yazmak durumunda olduğum proje de böyle olacak sanırım. Bu yüzden sinirim bozuk. 3 gün daha sabredip, ilkelerime ters düşen bir proje vereceğim sanırım. Kendiyle çelişen insan oldum ama fare yerine insan denen HAYVAN'ı denek olarak kullanmak için elimden geleni ardıma koymayacağım. bugün fMRI ve PET ile yapılmış bir kaç çalışma gördüm, belki böyle bir deney tasarımı gerçekleştirmeyi becerebilirim.
18 Mayıs 2010 Salı
17 Mayıs 2010 Pazartesi
A series of unfortunate events
Taşındım. Hani her şey iyi gidiyor demiştim ya, dün İ.k.e.a.'da yediğim İsveç köftelerden (ya da üzerine bol miktarda aldığım sostan) zehirlendim galiba. Kaldırıma kusan ben, böylece acaip sinir olduğu bir eylemi daha gerçekleştirmiş oldum. Telefonda konuşurken kusmaya başladım desem sanırım durumun ne kadar kötü olduğunu anlatmış olurum.
Evimde internet olmamasından dolayı bu gece çok sıkılacağıma eminim sanki. Bir ara gidip internetimi de açtırayım. Hayır midem bu kadar kötü olmasa kendi başıma bir house warming yapıp köprüye karşı içmek istiyordum ama napalım.
Bir de salak emlakçıyla tartıştık biraz, kavga etmeden anahtarı verip kontratımı almak istiyorum. bir de bugün passiflora içmedim, hani benim passifloram?
Param bitmiş farkında değilim, ona da ayrı sinir oldum. Yeni evin doğalgazını açtırmadım daha, kettle'da su ısıtıp öyle duş alıyorum. Eski evin internetini kapattırdım ama doğalgaz ve elektrik duruyor, one step at a time değil mi? Hepsi hallolacak, sakin.
Güzel müzikler dinliyorum neyse ki, bir de bugün tez danışmanımdan yine azar işitecektim ama yanına gitmemek için sebebim oldu :)
Oldukça halsizim, hala pek bir şey yiyemiyorum. Bir yerlerde düşüp bayılmadan bugünü (ya da bu halsizliği) atlatırsam çok mutlu oluciim.
Beckett sergisi çok kötüydü bu arada, salak ben neler beklediysem artık. Sadece wikipedia'da bile bulunabilecek bilgiler içeren afişlerden oluşuyordu.
Böyle işte, dün cep telefonumu modem olarak kullanabileceğimi öğrendiğimde sevindim ama altyazı indirmek için 18 liralık kontor harcamak koydu açıkçası. Puff...
Evimde internet olmamasından dolayı bu gece çok sıkılacağıma eminim sanki. Bir ara gidip internetimi de açtırayım. Hayır midem bu kadar kötü olmasa kendi başıma bir house warming yapıp köprüye karşı içmek istiyordum ama napalım.
Bir de salak emlakçıyla tartıştık biraz, kavga etmeden anahtarı verip kontratımı almak istiyorum. bir de bugün passiflora içmedim, hani benim passifloram?
Param bitmiş farkında değilim, ona da ayrı sinir oldum. Yeni evin doğalgazını açtırmadım daha, kettle'da su ısıtıp öyle duş alıyorum. Eski evin internetini kapattırdım ama doğalgaz ve elektrik duruyor, one step at a time değil mi? Hepsi hallolacak, sakin.
Güzel müzikler dinliyorum neyse ki, bir de bugün tez danışmanımdan yine azar işitecektim ama yanına gitmemek için sebebim oldu :)
Oldukça halsizim, hala pek bir şey yiyemiyorum. Bir yerlerde düşüp bayılmadan bugünü (ya da bu halsizliği) atlatırsam çok mutlu oluciim.
Beckett sergisi çok kötüydü bu arada, salak ben neler beklediysem artık. Sadece wikipedia'da bile bulunabilecek bilgiler içeren afişlerden oluşuyordu.
Böyle işte, dün cep telefonumu modem olarak kullanabileceğimi öğrendiğimde sevindim ama altyazı indirmek için 18 liralık kontor harcamak koydu açıkçası. Puff...
13 Mayıs 2010 Perşembe
Just because I'm losing doesn't mean I am lost
Evet bebek, iyi şeyler de olabiliyor sanki? Reşitpaşa'daki evi tuttum. Bugün İski'deki sevgili memurlar acıdılar sanırım, epey yardımcı oldular. Haftasonu taşınmayı planlamaktayım.
Sonra da İkea evimizin her şeyi...
eğer yetişebilirsem az sonra gidip Beckett sergisi gezeceğim. Bu arada küçük bir sır, Murphy beni Godot'yu beklerken'den daha çok etkilemiştir her zaman. Hatta dur bakiim, bir daha okuyayım. "Kendine ait bir oda"yı bitirdim, "Pornografi" okuyorum bu aralar.
Sonra da İkea evimizin her şeyi...
eğer yetişebilirsem az sonra gidip Beckett sergisi gezeceğim. Bu arada küçük bir sır, Murphy beni Godot'yu beklerken'den daha çok etkilemiştir her zaman. Hatta dur bakiim, bir daha okuyayım. "Kendine ait bir oda"yı bitirdim, "Pornografi" okuyorum bu aralar.
7 Mayıs 2010 Cuma
9985
İş çok sıkıcı, çalışma ortamım da... Labda ağlamaya başladığında iyi misin bile demeyen insanlar sürüsüyle çalışıyorum. Ha sorsan farketmemişlerdir, ki bence bu daha büyük sıçar.
Ev arıyorum, muhtemelen bulur bulmaz taşınacağım. Yine düştük yollara modunda. O kadar bıkkınım ki, dekorasyon merakımı bile şimdilik kaybettim. (dekorasyona karşı aseksüel oldum)
Bakalım ya, değişiklik iyi gelir düye bir umudum var. Tek isteğim kaçmak ama kaçamayacağım sorumluluklar bunlar, birlikte yaşamayı öğrenmeliyim. Misal bugün her iki hocamdan da ayar yiyeceğim muhtemelen. Son bir hafta içinde etrafımdaki pek çok insandan güzel kazıklar yedim. Takıldığım tüm çevre değişiverdi. Hayat güzel... Kedilerim var benim. Çok akıllı biri, ötekisi de çok şirin. Öyle akıllı ki guru, poposundaki enfeksiyonu temizletmek için önüme yatıyor, ben pansuman yaparken gurlaya gurlaya kendini yalıyor, sanki yalayarak o temizliyormuş gibi oyun oynuyor. Ya yaa...
Ev arıyorum, muhtemelen bulur bulmaz taşınacağım. Yine düştük yollara modunda. O kadar bıkkınım ki, dekorasyon merakımı bile şimdilik kaybettim. (dekorasyona karşı aseksüel oldum)
Bakalım ya, değişiklik iyi gelir düye bir umudum var. Tek isteğim kaçmak ama kaçamayacağım sorumluluklar bunlar, birlikte yaşamayı öğrenmeliyim. Misal bugün her iki hocamdan da ayar yiyeceğim muhtemelen. Son bir hafta içinde etrafımdaki pek çok insandan güzel kazıklar yedim. Takıldığım tüm çevre değişiverdi. Hayat güzel... Kedilerim var benim. Çok akıllı biri, ötekisi de çok şirin. Öyle akıllı ki guru, poposundaki enfeksiyonu temizletmek için önüme yatıyor, ben pansuman yaparken gurlaya gurlaya kendini yalıyor, sanki yalayarak o temizliyormuş gibi oyun oynuyor. Ya yaa...
hıdrellez falan filan
Artık Ahırkapı Hıdrellez Şenliklerinin adı Ahırkapı Şebeklikleri olarak falan değiştirilmeli bence. Ayrıca hayır Radikal, bu yılki Ahırkapı şenlikleri şahane falan değildi. Hayatında hıdrelllez nedir bilmemiş insanların bir şeylerin içine sıçması, tüm İstanbul'u bir Unifest haline getirme çabasıydı. Sevgili Mimar Sinanlı kızlar, ah şekerim bu da bizim geleneğimiz triplerinizi yiyen var mıdır bilmiyorum ama hayır, o bol etekler altına converse'lerle, kafanıza bağladığınız, Mavi Jeans'ten alınmış yazmadan bozma fular/şallarla şirin gözükmüyorsunuz.
Bilmeyenlere söyleyelim, Hıdrellez sadece Çingenelerin / Romanların (kendilerine çingene denmesinden hazzetmezler genellikle) kutladığı bir olay değildir. bilmeyenlere okuma ödevi olarak Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi'ni vermeyi bir borç bilirim.
İzmir'de büyümüş bir insan olarak, hıdrellezlerde İzmir'e gidememek (dersler vs.) en sinir olduğum şeylerden biridir. Evet, çocukken annelerden ateş yakma izni koparmak için yaptıklarımızı da çok net hatırlıyorum, o annelerin gül ağacına beşik bağlayıp çocuk dilemelerini de, ağaç dibinde taşlardan ev yapmayı da, sahile çıkıp dilek dilemeyi de, ateşten atlarken yanmamak için korkmayı da...Hıdrellezi izleyen pazar günü toplaşıp pikniğe gitmek de adettendir, sanırım çayırbaşı hıdrellez diye bir oluşum başlatmışlar, onun da içine edecekler.
Bir yazımda daha nefretimi kustuktan sonra diyorum ki, kurcalamayın, bozarsınız. İzmir faşizanlığı yapmak değil amacım ama ben İstanbul kadar da görgüsüz bir şehir görmedim.
Bilmeyenlere söyleyelim, Hıdrellez sadece Çingenelerin / Romanların (kendilerine çingene denmesinden hazzetmezler genellikle) kutladığı bir olay değildir. bilmeyenlere okuma ödevi olarak Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi'ni vermeyi bir borç bilirim.
İzmir'de büyümüş bir insan olarak, hıdrellezlerde İzmir'e gidememek (dersler vs.) en sinir olduğum şeylerden biridir. Evet, çocukken annelerden ateş yakma izni koparmak için yaptıklarımızı da çok net hatırlıyorum, o annelerin gül ağacına beşik bağlayıp çocuk dilemelerini de, ağaç dibinde taşlardan ev yapmayı da, sahile çıkıp dilek dilemeyi de, ateşten atlarken yanmamak için korkmayı da...Hıdrellezi izleyen pazar günü toplaşıp pikniğe gitmek de adettendir, sanırım çayırbaşı hıdrellez diye bir oluşum başlatmışlar, onun da içine edecekler.
Bir yazımda daha nefretimi kustuktan sonra diyorum ki, kurcalamayın, bozarsınız. İzmir faşizanlığı yapmak değil amacım ama ben İstanbul kadar da görgüsüz bir şehir görmedim.
25 Nisan 2010 Pazar
envy
Geçen gün Envy adında bir kokteyl içtik, resmen sayıklıyoruz. Gerçekten de Envy imiş kendisi:) içinde Cardinal Melon, Archers Schnapps, Fındık Likörü ve Lime Juice var. Tam tarifini bilenler bir zahmet buraya çiziktirebilirler mi?
Tam zamanlı çalışıyor olmak sıkıcı iş, her ne kadar işim rahat sayılabilecek bir iş olsa da. Bir de aynı labda çalıştığım insanlar B.nin tabiri ile "antisosyal". Kendisi İskoçyalardaki labında bulunduğu ortamdan bahsettiğinde hak veriyorum bu tespitine.
Sunum hazırlamam gerekiyor. Sunum konum Panik Atak. Evet sayın seyirciler, bilgisayar, moleküler biyoloji, genetik falan bitti şimdi de davranış bilimleri ve psikiyatriye el attık. Bakalım ortaya ne çıkacak.
Bir de sanırsam ev arıyorum, hadi bakalım.
Çok büyük gezme planları yapıyorum bu yaz için. Madem çalışıyoruz, her haftasonu gezmek hakkımız değil mi? Tezim de yalan olmazsa(şu anda elimdeki veriler komple yalan olacak sanırım) değmeyin keyfime.
Bir de son olarak "Beyaz Zenciler" okudum. Bence tespitleri çok yerinde bir kitaptı. Baştan uyarı: uyuşturucu fobiniz var ise okumayınız efenim.
Şimdi ise bir ayıbımı gidereceğim, şimdiye kadar okumadığım "Kendine ait bir oda(Virginia Woolf)"yı okuyacağım. B der ki İngilizcesi türkçesinden daha başarılı, ama ben Türkçesini okuyacağım. Olsun.
Tam zamanlı çalışıyor olmak sıkıcı iş, her ne kadar işim rahat sayılabilecek bir iş olsa da. Bir de aynı labda çalıştığım insanlar B.nin tabiri ile "antisosyal". Kendisi İskoçyalardaki labında bulunduğu ortamdan bahsettiğinde hak veriyorum bu tespitine.
Sunum hazırlamam gerekiyor. Sunum konum Panik Atak. Evet sayın seyirciler, bilgisayar, moleküler biyoloji, genetik falan bitti şimdi de davranış bilimleri ve psikiyatriye el attık. Bakalım ortaya ne çıkacak.
Bir de sanırsam ev arıyorum, hadi bakalım.
Çok büyük gezme planları yapıyorum bu yaz için. Madem çalışıyoruz, her haftasonu gezmek hakkımız değil mi? Tezim de yalan olmazsa(şu anda elimdeki veriler komple yalan olacak sanırım) değmeyin keyfime.
Bir de son olarak "Beyaz Zenciler" okudum. Bence tespitleri çok yerinde bir kitaptı. Baştan uyarı: uyuşturucu fobiniz var ise okumayınız efenim.
Şimdi ise bir ayıbımı gidereceğim, şimdiye kadar okumadığım "Kendine ait bir oda(Virginia Woolf)"yı okuyacağım. B der ki İngilizcesi türkçesinden daha başarılı, ama ben Türkçesini okuyacağım. Olsun.
29 Mart 2010 Pazartesi
surfin' usa
Havanın yağmurlu olmasına inat, bugün sizlere Beach Boys'tan Surfin' USA hediye ediyorum efenim.
Hava güneşli olmasa da benim için güneye gitme zamanı geldi .O yüzden Bulutsuzluk özlemi'nden "güneye giderken" ve "yine düştük yollara" dinliyorum, vakti gelmiş bir görev gibi.
Zamanında bir ay İstanbul'dan dışarı çıkmasam ya da şehir değiştirmesem kafayı yiyebilen, 24 saat evden çıkmazsam delirebilen bir insandım. ya yaa.. Şimdi patates gibi oturuyoruz tabii.
Hava güneşli olmasa da benim için güneye gitme zamanı geldi .O yüzden Bulutsuzluk özlemi'nden "güneye giderken" ve "yine düştük yollara" dinliyorum, vakti gelmiş bir görev gibi.
Zamanında bir ay İstanbul'dan dışarı çıkmasam ya da şehir değiştirmesem kafayı yiyebilen, 24 saat evden çıkmazsam delirebilen bir insandım. ya yaa.. Şimdi patates gibi oturuyoruz tabii.
26 Mart 2010 Cuma
proformaaa
bir haftadır firmalardan proforma istemekle, evrak düzenlemekle falan uğraşıyorum. Zaten araştırmacı olmanın yüzde ellisi evrak işi tamamlamak değil midir? Hala halledememiş olmam da haftasonu için yaptığım İzmir planımı yalan etti. Napalım, yine de memnunum halimden.
bence gözlem gücü..
xkcd'deki şu webcomic 'tir. (Mouse pointer'ı üstünde tutunca yorum çıktığını biliniz, bilmeyenlere öğretiniz efenim)
24 Mart 2010 Çarşamba
interdisciplinary madness :)
Ben bugün phdcomics 'teki bu grafiğe çok güldüm:) Efenim kendisi şu sıralardaki yaşamımı özetliyor :)
Angels & Demons
30 Martt'ta Cern'de parçacıkların çarpıştırılması planlanıyor. Hadi yine bilimle hiç bir alakası olmayan insanlar saçma forumlarda dünyanın sonu gelecek mi diye tartışsın.
9986
Sevgili Mr. Moonlight
Bir aksilik çıkmaması durumunda artık benim de bir işim var. Zaten yapmakta olduğumuz projede "Researcher" oldum. Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer bilgisayar mühendisliği bölümüdür :)
9987
Pazartesi günü, bizim çalışma grubundan Gökçe, bilgisayarındaki bir sorun için yardım istedi, bilgisayarına SSH kurmaya çalışıyormuş ama hata veriyormuş. Ben de google'a inandık biz diye daldım yine, bir dll'inin değiştirilmesi gerekiyordu, kullanıcı özelliklerini değiştirerek dll'i silip sorunlu olmayan versiyonunu yükledim, problem halloldu. Zaten Nod32 de güncellemeleri alamıyor demişti, bu malware sorununu halledince büyük ihtimalle o da halloldu. Sonra yanımızda oturan ismini hatırlamadığım biri (sima olarak tanışıyoruz ama hiç muhabbetimiz yok) "aa sen baya anlıyorsun ya bilgisayardan" gibi bir şey dedi. Gökçe'yle güldük, "sen onun bölümünü bilmiyorsun galiba" dedi, bilgisayar mühendisi olduğumu söyleyince biraz rahatladı gerçi :)
Bu post'un mesajı: Hata mesajını googlelamak genelde çözümü bulmanıza yardımcı oluyor efenim.
Bu post'un mesajı: Hata mesajını googlelamak genelde çözümü bulmanıza yardımcı oluyor efenim.
5 Şubat 2010 Cuma
pattiiizz!
Uzun zaman olmuş yazmayalı. Arada kazasız belasız atlattığım bir final dönemi geçti. Sonrasında İzmir'e gittim. Bu kez 10 gün kaldım. Gezdim, gezdim ve gezdim. Birbirine benzemeyen 3 kız kardeş olarak gezdik, insanları şaşırttık. Bir de gruba ablamın kendisine hiç benzemeyen 2 kızını da katınca tahminimce ilginç bir kadınlar topluluğu oluşturmuşuzdur.
İstanbul'a gelince yokuşlardan mıdır nedir tembel oluyorum ben. Bilemedim sebebini, belki soğuktandır.
İzmir'de böyle uzun kalmayı özlemiştim, iyi geldi.
Başlık, kendisini patates diye sevdiğimiz Yağmur'un (kendisi bir buçuk yaşında) bize cevabıdır efenim. Bir ilke imza atarak beni annesine tercih etti. Bunda sırtıma çıkarmamın ve telefondan kedi resmi göstermemin etkisi büyük sanırım.
Haftaya bahar dönemi başlıyor. Benim bir dersim bir de tezim kaldı. Hadi bakalım...
İstanbul'a gelince yokuşlardan mıdır nedir tembel oluyorum ben. Bilemedim sebebini, belki soğuktandır.
İzmir'de böyle uzun kalmayı özlemiştim, iyi geldi.
Başlık, kendisini patates diye sevdiğimiz Yağmur'un (kendisi bir buçuk yaşında) bize cevabıdır efenim. Bir ilke imza atarak beni annesine tercih etti. Bunda sırtıma çıkarmamın ve telefondan kedi resmi göstermemin etkisi büyük sanırım.
Haftaya bahar dönemi başlıyor. Benim bir dersim bir de tezim kaldı. Hadi bakalım...
30 Aralık 2009 Çarşamba
9988
Şaşkın ben, yönetmeliğe göre düşündüğümden erken mezun olabileceğimi keşfettim. Ben bu gazla başka bölümden gelip en erken mezun olan insan olurum :)
Bilgisayarımda 3 gündür koşan kodda bir adımı unuttuğumu keşfetmemle dünyam başıma yıkıldı. Mühendisin tembeli makbuldür, unutkanı değil.
Bu dönem geriye 1 proje teslimi, 3 final kaldı. Tabii tezle ilgili uğraşmalar ve yukarıda bahsi geçen program üzerine uğraşmalar da cabası. (ikisinin de cevabı Matlab'ı neden seviyoruz adlı şaheserim)
Yavaştan doktora araştırmalarına başladım.(Aslında daha hızlı da davranabilirim , zira son başvuru tarihi önemli bir şey)
Makale okumak ve 'acaba şöyle bir şey yapılmış mı' diye düşünmek dışında, "do androids dream of electric sheep?" okuyorum. Canım Philip K. Dick, cicim Philip K. Dick. Kitaplığımda en çok kitabı bulunan yazar kendisi.
Kendime dipnot: Mihrimah'ta sıcak şarap içme, sirke tadında.
Kendime dipnot 2: Sakızlı votka çirkin bişey(neden ve nasıl olduğu konusunda bir fikrim yok ama bir an tıraş losyonu içiyormuşum hissine kapıldım)
Şimdilik bu kadar, iyi yıllar efenim, şimdiden...
Bilgisayarımda 3 gündür koşan kodda bir adımı unuttuğumu keşfetmemle dünyam başıma yıkıldı. Mühendisin tembeli makbuldür, unutkanı değil.
Bu dönem geriye 1 proje teslimi, 3 final kaldı. Tabii tezle ilgili uğraşmalar ve yukarıda bahsi geçen program üzerine uğraşmalar da cabası. (ikisinin de cevabı Matlab'ı neden seviyoruz adlı şaheserim)
Yavaştan doktora araştırmalarına başladım.(Aslında daha hızlı da davranabilirim , zira son başvuru tarihi önemli bir şey)
Makale okumak ve 'acaba şöyle bir şey yapılmış mı' diye düşünmek dışında, "do androids dream of electric sheep?" okuyorum. Canım Philip K. Dick, cicim Philip K. Dick. Kitaplığımda en çok kitabı bulunan yazar kendisi.
Kendime dipnot: Mihrimah'ta sıcak şarap içme, sirke tadında.
Kendime dipnot 2: Sakızlı votka çirkin bişey(neden ve nasıl olduğu konusunda bir fikrim yok ama bir an tıraş losyonu içiyormuşum hissine kapıldım)
Şimdilik bu kadar, iyi yıllar efenim, şimdiden...
18 Aralık 2009 Cuma
9989
İnsan Genetiği dersine(hep geç kaldığından bu kez) erken giden ama dersin yarım saat geç başlayacağını öğrenen ben, MOBGAM'daki kahve otomatının bozuk olması üzerine Fen-Edebiyat fakültesine geçip kahve ihtiyacımı giderdim. B.'nin İngiltere'ye gitmesine 1 aydan az zaman kaldığından okulu bırakmasının üzerine sınıfta konuşabileceğim çok kişi kalmamış olmasına ek olarak benim almadığım bir dersin(benim haricimde hemen herkes alıyor) sınavı olması sonucu herkesin ders çalışmasıyla patates gibi oturmak yerine kitap okumaya başladım. Donna Haraway'in "Siborg Manifestosu"nu okumaya başlayan ben, hocanın elinde bir paket (100 g'lık) Nescafe Gold, içinde MacBook bulunan çantası ve diğer ıvır zıvırlarla sınıfa girmesine aldırmasam da sınıftan çıkıp odasına kahvesini hazırlamaya giderken "bilgisayarı kursana" demesiyle önce tamam diyip sonra "Efendim?" diye kalan kişiydim. Kurcalamasam ya çantasını diye kurdum kurmasına ama günün şebekinsanı olma sürecim burada bitmiyordu. Şöyle özetleyeyim, kardeşimle görüşebilmek için okulların sömestr tatili zamanını biliyorum diye "ay ne şekeeer" diye beni sevdi aynı zamanda tez danışmanım olan bu hoca :D
Anahtar kelimeler: insan genetiği, Siborg, Feminizm, MacBook,projeksiyon, kahve ve ben :D
Anahtar kelimeler: insan genetiği, Siborg, Feminizm, MacBook,projeksiyon, kahve ve ben :D
12 Aralık 2009 Cumartesi
rüyalara reklam
her cumartesi gazete keyfi yapmamın en büyük sebeplerinden biri, hürriyet cumartesi ekindeki Kanat Atkaya yazılarıdır. Bu sabah rüyamda Kanat Atkaya ile karşılaştım. Nasıl bir bilinçaltıysa artık, bana bugünün Kanat Atkaya okuma günü olduğunu henüz uyanmadan hatırlattı. Ha Kanat Atkaya'yı rüyamdaki gibi bir kafede görsem tanır mıyım, orası şaibeli (potansiyel yüzkörü ben).
5 Aralık 2009 Cumartesi
zeynep tanbay dans projesi
Dün akşam Benura'nın kuyuya attığı taşa uyup Zeynep Tanbay Dans projesi'ni izledik. Benim gibi dans cahilleri için bkz. Dediğim gibi dans konusunda ahkam kesecek değilim ama oldukça hoş bir seyirlikti. Zevk aldım mı? Evet. Müziklerde Yann Tiersen duymak bile yeterdi :D
2 Aralık 2009 Çarşamba
9990
bunca yıldır boşuna demedim bende yüz tanıma körlüğü var diye, az önce yaptığım prosopagnosia testinde bir tarafımı yırtmama rağmen başarı oranım %55 çıktı. Gördüğüm yüzlerden sadece (yaklaşık) yarısını tutturabiliyorum yani :)
Neyse ben hazırlamakta olduğum sunumuma döneyim.
P.S.: O kadar üşengeç bir insanım ki, öğrendiklerimi unutmamak için ben bugün ne öğrendim konseptinde yazılar yazıyorum kafamdan, ama buraya aktarmak zor geliyor.
Neyse ben hazırlamakta olduğum sunumuma döneyim.
P.S.: O kadar üşengeç bir insanım ki, öğrendiklerimi unutmamak için ben bugün ne öğrendim konseptinde yazılar yazıyorum kafamdan, ama buraya aktarmak zor geliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


