27 Şubat 2007 Salı
Öteki
Dostoyevski'nin Öteki(ya da Öteki Ben olarak da geçiyor) adlı romanını okudum. Anlatım (sanırım çeviriden dolayı) pek şahane olmamakla birlikte konusu bakımından çok etkileyici bir kitap. Şahsen beni kendimden şüpheye düşürdü...
bi zahmet...
biri beni İzmir'e götürsün. Özellikle Hıdrellez'de gidebilmeyi çok isterdim. Aaah ahhh....
ederlezi
efenim ederlezi hıdrellez demek imiş. Ayrıca Goran Bregoviç'in de hastasıyım. Hem de sahne performansı da çok iyi olan bir şahıs bence:-)
21 Şubat 2007 Çarşamba
deli cevatla konuşmalar...
-pişt benjamin napıon?
-İyidir cewatım dersteyim sen naparsın?
-çook sıkıldım derslerden benjamin.hadi kol saati desenli dişi hint keneviri yetiştirme işine girelim.
-Bence erpen+2, 60 değil 62.
-erpenle dişi hint kenevirini çiftleştirsek çocukları olur mu benj?
-denemek lazım, tam mevsimi, ama yakalanırsak askeri ceza mahkemelerinde yargı yolu gözükür.
-hububat fiyatlarını etkiler mi bu mahkemeler?
-Daha istanbul menkul hububat korsesine sormak lazım
-evrensel hububat dağıtımı konusunu açmayalım ama
-hayatta en hakiki hububat pirinçtir.
-Pişt çinliler duymasın:-) Bu arada kusulabilir şarj aleti yapılsın
-Bunun fizibilite raporunu biritni sipirstan isterim.
-o olmaz-o doğurulabilir şarj aletlerinde uzman
-Aleksandır bana tapirimi getir.
-Bana da mpeg encoder desenli kyoto röbdaşambrımı getir.
-Oha artık dido. Bu kadar da çıldırabileceğini tahmin etmemiştim.Kırıldım.
-yapıştırsak iadesi olmaz mı?
-iade-i ziyaret, şampiyon voltran
-Pes
-benden de:-)
-İyidir cewatım dersteyim sen naparsın?
-çook sıkıldım derslerden benjamin.hadi kol saati desenli dişi hint keneviri yetiştirme işine girelim.
-Bence erpen+2, 60 değil 62.
-erpenle dişi hint kenevirini çiftleştirsek çocukları olur mu benj?
-denemek lazım, tam mevsimi, ama yakalanırsak askeri ceza mahkemelerinde yargı yolu gözükür.
-hububat fiyatlarını etkiler mi bu mahkemeler?
-Daha istanbul menkul hububat korsesine sormak lazım
-evrensel hububat dağıtımı konusunu açmayalım ama
-hayatta en hakiki hububat pirinçtir.
-Pişt çinliler duymasın:-) Bu arada kusulabilir şarj aleti yapılsın
-Bunun fizibilite raporunu biritni sipirstan isterim.
-o olmaz-o doğurulabilir şarj aletlerinde uzman
-Aleksandır bana tapirimi getir.
-Bana da mpeg encoder desenli kyoto röbdaşambrımı getir.
-Oha artık dido. Bu kadar da çıldırabileceğini tahmin etmemiştim.Kırıldım.
-yapıştırsak iadesi olmaz mı?
-iade-i ziyaret, şampiyon voltran
-Pes
-benden de:-)
18 Ocak 2007 Perşembe
Triton
Triton'u okuyorum. Mülksüzler'e cevap niteliği taşıyan bir heterotopya. Güzel kitap, lakin kitap bitmeden çok fazla bir şey diyemeyeceğim. Ama yıllar geçtikçe insanların ve kitapların ne demeye çalıştığını daha iyi anlıyorum sanırım(daha doğrusu şöyle- yıllar geçtikçe insanların ve kitapların söylemeye çalıştıklarını zerre kadar anlamadığımı anlıyorum).
13 Ocak 2007 Cumartesi
14 Aralık 2006 Perşembe
adsız
Yürüyordu. Yürürken gözünü kamaştıran güneşin getirdiği yanılsamalar gibi zamanın da ona gerçeklik hakkında ne gibi yanılsamalar getirmiş olabileceğini düşünüyordu. O gerçek miydi, yoksa artık düşler yaşama mı dökülmüştü bilmiyor ve açıkçası anlayamıyordu. Zamanın akmazlığı konusunda kimseyi ikna edememiş olsa da, anların kristalize sıçramalardan oluştuğundan öylesine emindi ki... Yok, artık hiçbir şeyden emin değildi. Aslında şu anda nereye gittiğinden, hatta nereye gitmek istediğinden bile emin değildi. Yürüyordu, ve gözlerini çevreleyen yanılsamaların onu nereye götüreceğini merak etmeye başladığında izlediklerini eş zamanlı olarak yaşadığını düşündü farkına varmaksızın. Düşünceleri bir paralel tesadüfler yığınıydı; birbiriyle bağlantılı ama sırasız.
Zamanı, gerçekçiliği ve yanılsamaları birleştirmek rüyaları getirdi. Rüyalarını düşünürken aykırı düşlerinde yatan ramizleri kimsenin bilemeyeceğini, bilse de anlayamayacağını düşünmek onu hem rahatlattı, hem de kendini binlerce parçalar halinde yalıtılmış ve yalnız hissetmesine sebep oldu.
Rüyalarının sonsuzluğa doğru, sonsuz küçüklükte parçalara bölünerek büyümesi fikri aklına geldi ve bu fikri çok beğendi. Evet; insan beyninde tüm evrenin varolması gibi, tüm evrende inssan beyninin parçaları olan düşüncelerin saçıldığını hissetmek! İşte zaman ve yanılsamalara karşı çözümü buydu...
3 Mayıs 2006 Çarşamba
28 Nisan 2006 Cuma
"Yarının hiçlik olması tehdidiyle mutlu olamam ve olmayacağım.Derin bir hakaret bu...Bu yüzden beni acı çekmem ve yok olmam için,fikrimi sormadan ve küsahça var eden bu doğayı; su götürmez davacı,savcı ve davalı rolümle kendimle birlikte dava ediyorum...Doğayı yok edemediğim için de, sadece kendimi yok ediyorum,hiçbir suçlunun bulunmadığı bir tiranlığa katlanmaktan bezmiş olarak..."
Dostoyevski; Possessed
Dostoyevski; Possessed
Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında analizi
Nilgün Marmara'nın bitirme tezi olan bu kitap, Everest yayınları tarafından basıldı. İlginize..
"Bütün sanatçılar zihinlerini meşgul eden,kendi varoluşlarının farklılığını ifade etmekle yükümlüdürler."
İntihar ve anlamı üzerine güzel irdelemeler içeren bir kitap.
"Bütün sanatçılar zihinlerini meşgul eden,kendi varoluşlarının farklılığını ifade etmekle yükümlüdürler."
İntihar ve anlamı üzerine güzel irdelemeler içeren bir kitap.
18 Ekim 2005 Salı
18 Temmuz 2005 Pazartesi
21 Mayıs 2005 Cumartesi
18 Nisan 2005 Pazartesi
Eski Bir Yazım..
Ya Z: dizinime kaydetmişim eski bir yazımı buldum...
İlginç geldi oluşturulma tarihi 13/11/2003 hiç virgülüne noktasına dokunmadan işte:
SENSİZLİKTE
Denizin mavisi bana bakıyor dost.Güneşin turuncusu denizin mavisinde yansıyor.Sahi,yansımalar hep yanılsamalar mıdır?Gözlerinin sonsuz ferahlığında gördüğüm yansımam bir hayal mi,umutsuz?Aslında ben hiç gözlerine hapsolmadım.Senin gözlerin hep okyanuslar gibi ferah benim için.Yoksa içine hapsedecek kadar sevmedin mi beni hiç?
Bu kez kazanan ben oldum dost!Ama kaybeden yok,yazık.Hüzünler yağarken karla karışık,ruhum Kızkulesi’ne hapsolmuş,korkmakta sanıyorsun.Yanılıyorsun.O sadece mahsur kaldı bir hüzünlük.Eksi sıcaklıkların yalnızlığından kurtarmalısın beni.Kurtarmalıyız ruhumu.Geceler kara yalnızlıklar işlemiş gözlerime karanlıkta.Ama sen hayallerle dolu beynimin kutup yıldızısın.Kutup yıldızı gitme, olur mu?Gecelerin yalnızlığına tezat bir mutluluk benimkisi.Zaman sonsuzluk yerine sensizliğe akıyor ivmesi yitik bir hızla.
Artık anlayamıyorum.Sözcükler yavan bu zamansızlıkta.Beynimdeki yaralar kabuk tutmak bilmiyor bir türlü,ruhum akıyor beynimden dışarı. Korkuyorum, dipsizliklere düşüyorum kabuslarda.Ama kabuslar yaşamım olmuş.Düşüncem uyumuyor hiç,saatim bilinmeyen zamanlarda takılıp kalmış;mutlu,uzak zamanlarda-senli zamanları göstermekte hâlâ...Yıllardır süren bir gün yaşıyorum,sana kavuşunca tamamlanacak.
Bu bir yalnızlık şarkısı kulaklarımda,ninni gibi,bildik bir ezgi eskilerden kalma.Söylenemeyen sözler kaldı ölümlerden hatıra bana.Ölümlerinden hatıra...
Kutup yıldızı,dizlerin var mıdır başımı koyacağım?Gözlerin deniz kokar mı yine sonsuz?Yağmurlarda dans edelim aşkla son kez lütfen!Hüzünler kaldı bana hep zamanlardan geriye.Gülüşüm bir çocuğun gözbebeğine saklanmış,çocukluğunu arzuluyor.Gülüşüm terketmiş beni.Herşey,herkes,hatta ruhum bile terkediyor beni.Eski,solmuş bir fotoğrafım sanki duvarda asılı.Hani şu ne zamandır orada olduğu bilinmeyen,artık kimsenin bakmadığı fotoğraflardan.Konum yok,saçma sapan bir fotoğrafım.
‘ Yağmurlar yağarken pencereme,
Ben hep baharı özlerdim.
Artık güneşler gülse de yüzüme,
Anladım,
İçimdeki yağmurmuş dinmeyen... ’
Anladım kutup yıldızı,içimdeki sensizlikmiş dinmeyen...Bilmem anlatabiliyor muyum?Boşver,ben bile anlayamıyorum...
İlginç geldi oluşturulma tarihi 13/11/2003 hiç virgülüne noktasına dokunmadan işte:
SENSİZLİKTE
Denizin mavisi bana bakıyor dost.Güneşin turuncusu denizin mavisinde yansıyor.Sahi,yansımalar hep yanılsamalar mıdır?Gözlerinin sonsuz ferahlığında gördüğüm yansımam bir hayal mi,umutsuz?Aslında ben hiç gözlerine hapsolmadım.Senin gözlerin hep okyanuslar gibi ferah benim için.Yoksa içine hapsedecek kadar sevmedin mi beni hiç?
Bu kez kazanan ben oldum dost!Ama kaybeden yok,yazık.Hüzünler yağarken karla karışık,ruhum Kızkulesi’ne hapsolmuş,korkmakta sanıyorsun.Yanılıyorsun.O sadece mahsur kaldı bir hüzünlük.Eksi sıcaklıkların yalnızlığından kurtarmalısın beni.Kurtarmalıyız ruhumu.Geceler kara yalnızlıklar işlemiş gözlerime karanlıkta.Ama sen hayallerle dolu beynimin kutup yıldızısın.Kutup yıldızı gitme, olur mu?Gecelerin yalnızlığına tezat bir mutluluk benimkisi.Zaman sonsuzluk yerine sensizliğe akıyor ivmesi yitik bir hızla.
Artık anlayamıyorum.Sözcükler yavan bu zamansızlıkta.Beynimdeki yaralar kabuk tutmak bilmiyor bir türlü,ruhum akıyor beynimden dışarı. Korkuyorum, dipsizliklere düşüyorum kabuslarda.Ama kabuslar yaşamım olmuş.Düşüncem uyumuyor hiç,saatim bilinmeyen zamanlarda takılıp kalmış;mutlu,uzak zamanlarda-senli zamanları göstermekte hâlâ...Yıllardır süren bir gün yaşıyorum,sana kavuşunca tamamlanacak.
Bu bir yalnızlık şarkısı kulaklarımda,ninni gibi,bildik bir ezgi eskilerden kalma.Söylenemeyen sözler kaldı ölümlerden hatıra bana.Ölümlerinden hatıra...
Kutup yıldızı,dizlerin var mıdır başımı koyacağım?Gözlerin deniz kokar mı yine sonsuz?Yağmurlarda dans edelim aşkla son kez lütfen!Hüzünler kaldı bana hep zamanlardan geriye.Gülüşüm bir çocuğun gözbebeğine saklanmış,çocukluğunu arzuluyor.Gülüşüm terketmiş beni.Herşey,herkes,hatta ruhum bile terkediyor beni.Eski,solmuş bir fotoğrafım sanki duvarda asılı.Hani şu ne zamandır orada olduğu bilinmeyen,artık kimsenin bakmadığı fotoğraflardan.Konum yok,saçma sapan bir fotoğrafım.
‘ Yağmurlar yağarken pencereme,
Ben hep baharı özlerdim.
Artık güneşler gülse de yüzüme,
Anladım,
İçimdeki yağmurmuş dinmeyen... ’
Anladım kutup yıldızı,içimdeki sensizlikmiş dinmeyen...Bilmem anlatabiliyor muyum?Boşver,ben bile anlayamıyorum...
Unutkanlık işte
Babamlarla konuşmak için telsim kullanıyorum (cep partner kullanıyoruz)
İşte ben kontör yüklemeyi unutmuşum, telefon geçici olarak kapanmış(e insanın 3 hattı olunca unutuyo cidden)
neyse o değil, babam çaldırıyo, hattı değiştirip bekliyorum, aramıyo diye kızıyorum(bir kaç kez oldu bu)
En sonunda hattı da değiştirmeden evden aradım "e arasan ya seni bekliyom " diye, o da söyledi işte geçici olarak kapalı kontör al dedi.
Tamam dedim ama 4-5 gün geçti yok. Neyse artık Cuma konuştuk cmt alcam diye. Eve gelirken gazete alırken kontörü aldım, ama cüzdana koydum eve gidince yüklerim diye. Sonra babam aradı, meşgule aldım, suçluyum diye ben evden aradım diyorum ki" ya baba walla metrodan indiğimde aklımdaydı, yoldan alayım dedim ama unutmuşum, yarın alırım artık." Konuştuk.Ertesi gün cüzdanı açıp kontörü görene dek aklıma gelmedi. Sonra arayıp anlattığımda da koptu tabii...Pes dedim kendime...ii ki gidip bir daha kontör almadım ama onu da unuturdum zaten...
İşte ben kontör yüklemeyi unutmuşum, telefon geçici olarak kapanmış(e insanın 3 hattı olunca unutuyo cidden)
neyse o değil, babam çaldırıyo, hattı değiştirip bekliyorum, aramıyo diye kızıyorum(bir kaç kez oldu bu)
En sonunda hattı da değiştirmeden evden aradım "e arasan ya seni bekliyom " diye, o da söyledi işte geçici olarak kapalı kontör al dedi.
Tamam dedim ama 4-5 gün geçti yok. Neyse artık Cuma konuştuk cmt alcam diye. Eve gelirken gazete alırken kontörü aldım, ama cüzdana koydum eve gidince yüklerim diye. Sonra babam aradı, meşgule aldım, suçluyum diye ben evden aradım diyorum ki" ya baba walla metrodan indiğimde aklımdaydı, yoldan alayım dedim ama unutmuşum, yarın alırım artık." Konuştuk.Ertesi gün cüzdanı açıp kontörü görene dek aklıma gelmedi. Sonra arayıp anlattığımda da koptu tabii...Pes dedim kendime...ii ki gidip bir daha kontör almadım ama onu da unuturdum zaten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)